Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Yeni Üyelik Şifremi Unuttum
 
Tekil (Bugün) 497
Toplam 3309372
En Fazla 9230
Ortalama 827
Üye Sayısı 122
Bugün Üye Olan 0
S. 1.Ahmed ve Aziz Mahmud Hüdayi
Bu mübarek Caminin manevi hususiyetlerine ait şöyle bir rivayet vardır.

I.Ahmet Han genç yaşta vefat ettikten sonra kızı Gevher Hatun rüyasında babasını Cennette çok ihtişamlı bir mekânda görmüş merakla sormuş:

“-Baba hangi amelinle bu güzel mertebeye vasıl oldun?”

Sultan Ahmet:

“-Kızım, bu camiyi yaptırırken sırtımda taş taşıdım! Bu makamı elde etmemin sebebi budur!” demiş.

Sultan Ahmet caminin inşası sırasında Mısır’da Sultan Kayıtbay türbesinde bulunan Hazret-i Peygamberin nakşı kadem denilen mübarek ayak izlerini Eyüp Sultan türbesine getirtmiştir. Caminin inşaatı tamamlanınca da bunu camiye koydurdu.

Ancak sultan bu nakil işleminin yapıldığı gece şöyle bir rüya gördü;

“Bütün sultanların toplandığı yüce bir meclis kurulmuştu ve Hazret-i Peygamber (sav) de kadılık makamına oturmaktaydı bir nevi mahkeme kurulmuştu Sultan Kayıtbay türbesini ziyarete vesile olan bu ''Kadem-i Saadet'in alınıp İstanbul’a getirilmesinden dolayı Sultan Ahmed’den davacı olmuştu. Allah Resulü (sav) de Kadı sıfatı ile ''Kadem-i şerif''in derhal geri gönderilmesine hükmetti...

Sultan dehşet ve korku ile uyandı. Rüyasının içlerinde Hüdayi Hazretlerinin de bulunduğu ulema meşayiha tabir ettirdi. Yapılan tabire göre denildi ki:

“Sultanım rüya gayet açıktır, Yoruma bile gerek yoktur; emanet derhal geri gönderilmelidir...” Peygamber aşığı Sultan Ahmet Han verilen karara boğun büktü ve emaneti titizlikle ve mahzun bir şekilde yerine iade etti.

Ancak yüreği aşk-ı peygamberi ile dilhun olmuş bulunan I. Ahmet Han Resulullah ''sav” in mermer üzerindeki mübarek ayak izlerinin maketini yaptırdı, kavuğunun üzerine asarak tedaisinden feyz almağa çalıştı. Yanık gönlünden dökülen şu mısralar onun bu aşk halini aksettirir.                                                                                                                                                                                      

             N'ola tacum gibi başumda götürsem daim,

             Kadem-i pakini ol hazret-i şah-ı rusulün..

             Gül -i gülzar-ı nübüvvet o kadem sahibidür,

             Ahmeda durma yüzün sür kademine ol gülün!..                  

Rivayet olunur ki; Sultan Ahmet Camii tamamlanınca açılış merasimine başkanlık etmesi için Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri davet edildi. O gün deniz çok fırtınalı ve dalgalı idi bu sebeble kayıkçılar denize açılmaya cesaret edemiyorlardı. Mahmud Hüdayi Hazretleri Üsküdar iskelesine indi 5-6 müridi ile birlikte kendi kayığına binerek dalgalar arasında Sarayburnuna doğru yol aldı. Allah (cc) Teala’nın izni ile kayığın ön arka ve yanlarından deniz bir kayık mesafesinde süt liman oluyor dalgalar kayığa hiç tesir etmiyordu. Hiç kimse korkudan denize çıkamazken Mahmud Hüdayi Hazretleri kayığı ile selametle karşıya geçti.    

Sultanahmet Camii muhteşem bir merasimle ibadete açıldı. Cum’a hutbesi teberruken bu büyük veliye okutturuldu.

Halen Üsküdar ile Sarayburnu arasındaki bu deniz yoluna, Hüdayi yolu denir. Kayıkçılar şiddetli fırtınalarda bu yolu takip ederler bu durum Hüdayi Hazretlerinin günümüze kadar uzanan bir kerametidir.

Sultan Ahmet Hicri 1026 yılının 22 Zilkade çarşamba gecesi dünyaya gözlerini kapadı, yani camiinin bitişinden sadece 5 ay sonra,1617 yılının 21 Kasım’ı ediyor ve böylece Sultan Ahmet Ahretine kavuşuyordu.

Azîz Mahmûd Hüdâyî Hazretleri'nin Sultan I. Ahmed Han'ın talebi üzerine yaptığı şu duâsı ne kadar mânâlı ve güzeldir:
 

"Yâ Rabbî! Kıyâmete kadar bizim yolumuzda bulunanlar, bizi sevenler ve ömründe bir kerre türbemize gelip rûhumuza Fâtiha okuyanlar bizimdir... Bize mensub olanlar, denizde boğulmasınlar; âhir ömürlerinde fakirlik görmesinler; îmânlarını kurtarmadıkça ölmesinler; öleceklerini bilsinler ve haber versinler ve de ölümleri denizde boğularak olmasın!.."
 

Bütün ulemâ ve evliyâ, bu duânın kabul olduğunu, bu yola mensub olanların denizde boğulmadıklarını ve pek çok kimsenin vefât günlerine yakın öleceklerini haber verdiklerini bildirdiler.
 

Zamanında ve daha sonraki yıllarda te'sîr ve nüfûzu devam eden Hüdâyî Hazretleri hakkında son derece ta'zîmli ve hürmetkâr ifâdeler kullanılmıştır. Bunlardan bir kısmı şöyledir:
Zamanın kutbu, Azîz, zamanın müfredi, hakîkat sırlarının hazînesine vâsıl, mücâhede mihrâbının mumu, tarîkat-i Muhammediyye sırlarını şerh eden, hakîkat-i Ahmediyye nûrlarının indiği gönül, sultân-ı sâbit-kadem-i makâm-ı hilâfet ve velâyet.
 

Yâ Rabbî! Asırlardır gönülleri; kurmuş olduğu vakfı, vermiş olduğu eserleri ve mânevî tasarrufuyla feyiz-yâb eyleyen Hüdâyî Hazretleri'nin himmetinden bizleri de nasibdar eyle!
Âmîn!

AZÎZ MAHMÛD HÜDÂYÎ HAZRETLERİ

(1541-1628) 

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
12-07-2012 10:54 - 11764 Okunma
Yazılar Videolar
  Camii Video Tanıtımı
  Vaaz-Hutbe-Ezan
Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

İnsanlardan, inanmadıkları halde, "Allah'a ve ahiret gününe inandık" diyenler de vardır.

( BAKARA - 6)
1761. Ebû Mersed Kennâz İbni Husayn radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kabirlere doğru namaz kılmayınız ve kabirler üzerine oturmayınız."
Sultan Ahmet Cami ® 2012