Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Yeni Üyelik Şifremi Unuttum
 
Tekil (Bugün) 2229
Toplam 3015347
En Fazla 9230
Ortalama 779
Üye Sayısı 256
Bugün Üye Olan 0
NAMAZI ZAYİ ETMEK
Hayırlı Cumalar: Ayet-i kerimede şöyle “O peygamberlerden sonra bir nesil geldi. Ve onlar, namazı kaybettiler. Namazı zayi ettiler ve kötü arzularına uydular. Heva ve heveslerine tabi oldular. Onlar bu tutumlarından ötürü elim bir azaba çarptırılacaklardır.” Meryem 19/59.

NAMAZI ZAYİ ETMEK
Cumanız Mübarek Olsun Aziz Kardeşlerim!

Yüce Rabbimiz, Meryem Suresi’nde Hz. İdris, Nûh,
İbrahim, İsmail, İshak, Yakup, Musa, Harun, Zekeriyya,
Yahya ve İsa Peygamberlerin tevhid mücadelesini bir bir
zikreder. Ardından bu peygamberlerden sonra gelen
topluluğun, içine düştüğü kötülüğü hutbemin başında
okuduğum âyet-i kerimede şöyle haber verir:
“O
peygamberlerden sonra bir nesil geldi. Ve onlar,
namazı kaybettiler. Namazı zayi ettiler ve kötü
arzularına uydular. Heva ve heveslerine tabi oldular.
Onlar bu tutumlarından ötürü elim bir azaba
çarptırılacaklardır.”
1
Aziz Müminler!
Bu âyete göre bir müminin yeryüzündeki en büyük
kayıplarından biri namazı kaybetmektir; namazı zayi
etmektir. Zira namaz, Rabbimize teslimiyet ve
kulluğumuzun en özel ve en güzel tezahürlerinden biridir.
Namaz, huzura varmaktır. Huzura durmaktır. Huzuru
bulmaktır. Mümin için özlemle beklenen bir vuslattır
namaz. Günde beş defa Rabbimizle buluşmaktır. Bu
buluşmanın başlangıcında Allah’ın büyüklüğünün tasdiki
olan “Allahu Ekber” ifadesi, yani iftitah tekbiri vardır.
Ellerin kulak hizasına götürülmesi, Allah’ın rızasına mâni
olan, dünyaya ait ne varsa arkaya atıldığının ifadesidir.
Kıyam, sadece Allah’a yönelişin ve istikamet üzere
duruşun simgesidir. Kıraat, kendi âyetleriyle Rabbimize
gönülden niyazımızdır. Rükû ve secde, Allah’a kulluğun
zirvesine çıkmaktır. Selam, hem kendimiz hem de omuz
omuza, gönül gönüle verdiğimiz kardeşlerimiz için
esenlik ve huzur dilemektir.

Kıymetli Kardeşlerim!
Kerim Kitabımızda namazın sevdalısı olan
müminler ne kadar övgüye layık görülmekteyse namazı
kaybedenler, namazı zayi edenler de o kadar
yerilmektedir. Namazlarının hakkını verip yücelenler ne
kadar rahmetle müjdelenmekteyse, kendini bu büyük
nimetten mahrum bırakanlar da o kadar uyarılmaktadır.
Namazlarıyla övgü, müjde ve rahmete mazhar olanlar,
yani namazın müdavimi
اَلّ ۪ ذي ّ ن يُ ْ ؤ ِ منُو ّ ن بِالْ ّ غ ْ ي ِ ب ّ ويُ ۪ قي ُ مو ّ ن ال ّ صلٰو ّ ة
müminlerdir.
ِش
, yani namazın ruhunaاَلّ ۪ ذي ّ ن ُ ه ْ م ۪ في َ ص ّ لَتِ ِ ه ْ م ّ خا ُ عو ّ ن
özüne, mesajlarına riayet edenlerdir. Namazlarını Allah’ın
bir lütfu görenlerdir. Namazı miraç bilenlerdir.
“Namaz,
kendisini kılmaya devam eden kimse için kıyamet
gününde nur, delil ve kurtuluş beratı olur.”
2 hadisinin
şuuruna erenlerdir.

Kardeşlerim!
Kur’an-ı Kerim’de bir de namaz kıldığı halde tenkit
اَلّ ۪ ذي ّ ن ُ ه ْ م ّ ع ْ ن َ ص ّ لَتِ ِ ه ْ م َ سا ُ هو ّ ن اَلّ ۪ ذي ّ ن ُ ه ْ م يُ ّ رَا ُ ؤُ ّ ن ,edilenler vardır. Onlar
yani namazlarında gevşeklik gösterenlerdir. Namazlarının,
kendilerini kötülükten alıkoymadığı kimselerdir.
Namazlarını şuurla, samimiyetle kılmayanlardır.
Namazlarına riya ve gösteriş karıştıranlardır.

ّ و ِ انّ ّ ها لّ ّ ك ۪ بي ّ رةٌ ِ ا ّ لّ ّ علّى الْ ّ خا ِ ش ۪ عي ّ نYani huşu içerisinde kılmadıkları
için namazın kendilerine zor geldiği kişilerdir. Namazın
bir külfet değil, bir nimet olduğu bilincinden yoksun
olanlardır.

Kardeşlerim!
Yüce Kitabımız, namazın güzelliklerinden kendisini
yoksun bırakanları haber verirken münafıklar ve
inkarcılardan söz etmektedir. Onlar,
فّ ّ لَ َ ص ّ د ّ ق ّ و ّ لّ َ صلٰىYani
ّ و ِ اذّا قّا ُ مَوا ِ الّى ال ّ صلٰو ِ ة قّا ُ موا ُ ك َ سالٰى .namazdan yüz çevirenlerdir
namaz kılmakta tembellik edenlerdir. Hatta onlar, namazı
istismar etmekten çekinmeyenlerdir.

ّ Yani namaza davetو ِ ا ّ ذا نّا ّ ديْتُ ْ م ِ الّى ال ّ صلٰو ِ ة اتّ ّ خذُو ّ ها ُ ه ُ زوًا ّ ولّ ِ عب ًا
edildiklerinde onunla alay edenlerdir. Dinin sembollerini
hafife alanlardır.

Kardeşlerim!
Biz namazı muhafaza ettiğimiz sürece namaz da bizi
muhafaza eder. Biz namazı koruduğumuz sürece namaz
da bizi korur. Namaz, bizlerden asla cömertliğini
esirgemez. Yeter ki bizler kendimizi namazdan
esirgemeyelim. Namaz, bizleri yüceltmekten asla geri
durmaz. Yeter ki bizler namazımızı samimiyetimizle
yüceltelim. Namaz bizlerden asla uzaklaşmaz, bizleri
Rabbimize yakınlıktan mahrum bırakmaz. Yeter ki bizler
namazdan uzak durmayalım. Bütün bunlara rağmen bugün
bizler, hayatın akışına kendimizi öylesine kaptırıyoruz ki;
namazlarımızı ya vaktinde eda edemiyoruz ya da terk
ediyoruz. Oysa Peygamberimiz (s.a.s), namazın en
faziletlisinin vaktinde kılınan namaz olduğunu
belirtiyordu. Güzide müezzinine
“Kalk Ya Bilal! Bizi
namazla ferahlat!”
3 buyurarak hayatın yoğunluğunu
namazla hafifletiyordu. Yorgunluğunu namazla
gideriyordu. Namazla huzur buluyordu.

Kardeşlerim!
Öyleyse geliniz. Hep birlikte kendimize şu soruları
soralım: Biz namazlarımıza, namazlarımız da bize sahip
çıkıyor mu? Geciktirdiğimiz, geçiştirdiğimiz
namazlarımızın nedameti, yüreğimizi sızlatıyor mu?
Namazlarımız, bizi Rabbimize bağlayan vuslat ve
muhabbet köprüsü mü? Niyetimiz, bizi Rabbimiz ve
insanlar nezdinde yücelten ahlakımızın vazgeçilmez bir
misakı mı? Kötülüklere karşı bizleri koruyan bir kalkan
mı namazlarımız?

Kardeşlerim!
Yüce Rabbimiz, bizleri namazlarıyla yücelenlerden
eylesin. Bizleri namazlarıyla arınan, rızasına ulaşan, ebedi
nimetlerine kavuşanlardan kılsın.

Paylaşım :
Mail Yazdır Yorum Yaz 0 Yorum
27-01-2017 09:47 - 395 Okunma
Yazılar Videolar
  Camii Tanıtımı
  Vaaz-Hutbe-Ezan
  Röportajlar
  S.Ahmet Camii Dini - Milli gün ve gece programları
Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

( BAKARA - 3)
1761. Ebû Mersed Kennâz İbni Husayn radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Kabirlere doğru namaz kılmayınız ve kabirler üzerine oturmayınız."
Sultan Ahmet Cami ® 2012